17 Mart 2018 Cumartesi

ÇOK ACİL VE ZORUNLU BİR İHTİYAÇ "Eski TODAM Binası KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIMEVİ Olsun"

BU SESİ LÜTFEN DUYUN!.. Eski TODAM Binası "KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIMEVİ" Olsun 
Mülkiyeti Çankaya Belediyesi'ne ait "100. Yıl İşçi Blokları Mahallesi, 1471. Sokak 06530 Çankaya/ANKARA adresinde kısmen atıl vaziyette bulunan "Todam-100. Yıl Şubesi" Binası; Mahallemizde "ACİL İHTİYAÇ" Duyulan ve pek çok ANNE ve Ailenin en büyük ıstırap ve geçim sıkıntısı nedeni olan: 
0-6 YAŞ KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIMEVİ'NE DÖNÜŞTÜRÜLSÜN.
Bu konuda: Başta Sayın Belediye Başkanımız ALPER TAŞDELEN, Sevgili Mahalle Muhtarımız AYŞEGÜL EMEKÇİ ve konuya duyarlık göstermesini ümit ettiğimiz "onurlu ve sorumlu" Mahalle İleri Gelenlerini gereğini yapmaya ve bu ACİL VE ZORUNLU PROJENİN hayata geçmesi için gayret göstermeye davet ediyoruz.

100. YIL ÇANKAYA EVİ
İşçi Blokları Mahallesi 1534. Sokak ile 1524. Sokak Kesişimi
Çankaya Belediyesi yatırımlarına her geçen gün yenilerini eklerken 21. yüzyılın Halkevleri olarak nitelediği Çankaya Evlerine bir yenisini daha ekledi. İşçi Blokları Mahallesi’nde yenilenen ve kent meydanı havasına bürünen pazar yerinin ardından vatandaşların belediye hizmetlerinden yararlanmasına olanak sağlayan 100. Yıl Çankaya Evi de hizmete girdi. En büyük Çankaya Evi olan 100. Yıl Çankaya Evi; 3 katı, 7 dersliği, Baharevi, çok amaçlı salonu, kütüphanesi, üniversite öğrencilerinin ücretsiz yararlanabileceği çamaşırhanesi, terası ile vatandaşların birçok sosyal aktiviteyi bir arada yapabileceği yaşam alanına dönüştü.
ŞİMDİ 0-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARI, ÇALIŞAN ANNELERİ VE GEÇİM SIKINTISI ÇEKEN AİLELERİ SEVİNDİRME ZAMANI'DIR
YER HAZIR, BİNA HAZIR
ÖNEMLİ NOT: BU İSTEK 100. YIL İŞÇİ BLOKLARI MAHALLESİNDE OTURAN "ÇİLELİ ANNELER, DERTLİ BABALAR, ANNEANNELER, DEDELER VE GEÇİM SIKINTISI ÇEKEN AİLELER" ADINA VE TODAM BİNASININ İÇİNDE VE ÖNÜNDE YAPILAN SOHBET, SÖZLÜ İSTEK, DİLE GETİRİLEN ÖZLEMLERİ DİLE GETİRMEKTEDİR.

13 Kasım 2015 Cuma

ÖNEMLİ BİLGİLER

Konut Sahibi, Kiracı ve Yöneticiler İçin; 

ÖNEMLİ BİLGİLER

1. Apartman ve site aidatları nasıl belirlenir?
Müstakil bir yaşam, bugünün şehir koşullarında artık çok zor! Apartmanlar, siteler, toplu konutlar... Birlikte yaşamanın getirdiği zorunluluklar ise bizlerin daha güvende ve konforlu bir hayat sürmesine olanak sağlıyor. İşte bu noktada ödememiz gereken bedellerden biri de, aidat! Aidatlar nasıl belirlenir? Ödemek zorunda mıyız?

Bahçeden apartman girişine binalarda ortak yaşam alanlarının bakım ve temizliği, sitelerde ayrıca havuz, spor salonu ve tenis sahası gibi sosyal alanların bakımı ve temizliği ile ilgili ortak giderler, mülk sahiplerinden toplanan paradan karşılanır. Aidat da mülk sahiplerinin her ay ödemek zorunda oldukları bu para demektir. Ve ne yazık ki, aidat ücretleri çoğu zaman ve özellikle bina veya sitede yaşayan kişi sayısının artmasıyla doğru orantılı bir soruna dönüşebilir. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince daire sahipleri, aralarında ortak görüş sonucunda başka bir karar almadıkları sürece apartman aidatını eşit bir şekilde ödemekle yükümlüdür. Kanunda apartman aidatıyla ilgili yasal maddeler de yer alır. 20. maddeye göre daire sahipleri apartman görevlisi, kaloriferci, bahçıvan ve güvenlik görevlisi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak; apartmanın sigorta primlerine ve tüm ortak alanların bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ve bir de yönetici aylığı gibi diğer giderlere ise arsa payları oranında katılım sağlamalıdır.
Aidat ne zaman ödenmelidir?
Apartman aidat miktarı ve ödeme tarihi, kat sahiplerinin ortak kararıyla apartman toplantısında belirlenir. Apartman aidatlarını ödemek ile yükümlü kişi, ev sahipleridir. Ancak daire sahibi, mülkü kiraya verirken kira sözleşmesine kiralayan kişinin aidatı ödeyeceği maddesini ekletebilir. Bu durumda aidatı kiracı öder.

Aidat ödemek zorunlu mudur?
Daire sahipleri, ortak sosyal alan ve tesislerden yararlanmak istemeseler veya ihtiyaç duymasalar da gider ve avans payını ödemek zorundadırlar. Hiç aidat ödemeyen ev sahipleri hakkında yönetici, yönetim planı ve kanunun esaslarına göre dava açabilir, icra takibi başlatabilir.
Apartman aidatını gününde ödemeyenler için ise, ödemede geciktiği günler için aylık %5 gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Gün başına bir faiz işlemiyor. Bir gün de gecikse, 30 gün de gecikse aynı faiz oranı işler.
Ayrıca asansör veya bahçeyle ilgili bir konuda ekstradan oluşan giderlere kat sahibi veya kiracısının kusurlu bir hareketi neden olmuşsa, ödemeyi yapan diğer kat maliklerinin gidere sebep olan kişiye rücu hakları vardır. Yani ödemenin tamamının veya ona düşen payın geri ödenmesini isteyebilir. 
2. Kiracı hakları hakkında bilmediklerimiz... 
Gayrimenkul kiralama işlemlerinde kira kontratını imza atan mülk sahibi ve kiracının yasal hakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen haklardan oluşuyor. Peki sizler, hangi hak ve yükümlülüklere sahipsiniz biliyor musunuz?
KİRA KONTRATI 
Mülk sahibinin kiralanan mülkün kullanımı veya da kullanıma ilaveten mülkten faydalanmasını kiracıya devretmeyi, kiracının da bu durumla birlikte önceden belirlenen kira bedelini eksiksiz ödemeyi kabul ettiği sözleşmedir. Kontratı imzalayan mülk sahibi ve kiracı, kira kontratında bulunan maddeleri eksiksiz yerine getirmelidir.
* Kira kontratı, belirli ve belirli olmayan süreler için yapılabilir. Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona eren kontrat belirli süreyi kapsar. Süre belirtilmemiş kontratlar, belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılıyor. Bu süre zarfında kiracıların güncelleştirilen hakları neler bir göz atalım.

KİRACI HAKLARI
* Ev sahibi, kira kontratının süresi dolmadan kiracıyı evden çıkaramaz. Kontrat süresi bitimine bir ay kala ev sahibi, kiracısına ihtarname çekmediği sürece, söz konusu kontrat kendiliğinden yenilenir ve süresiz kontrat niteliğine sahip olur.
* Kiracı, kiraya verenden kiralanandaki ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir. Bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve yaptığı masrafı kira bedelinden düşebilir. Ayrıca kiracı, kiralananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebilir.
* Kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir.
* (Kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına devredebilir.)
* Kiracı, kiraladığı evden yeteri kadar yararlanamazsa yani evin sorunları varsa kontrat süresinin dolmasını beklemeden haklı gerekçesini bildirerek evden çıkabilir.
* Evin demirbaş niteliği taşıyan bölümleriyle ilgili tadilatların bedelini ev sahibi karşılar. Ancak, kendi zevki doğrultusunda yapacağı değişikliklerden kiracı sorumludur.
* Kiracının apartman yönetiminde sorumluluğu olmasa da, ev sahibinin kendisine vekaletname vermesi halinde apartman yöneticisi dahi olabilir..
* Kiracı, kiraladığı evden çıkarken eve bir zarar vermemiş ve, evi aldığı gibi bırakmışsa depozitosunu alma hakkına sahiptir. Kontrat imzalanırken kiraya verenin aldığı bu depozitonun bedelinin 3 aylık kira bedelinden yüksek olmaması gerekir.
* Kanun gereğince, depozito banka aracılığıyla tahsil edilir. Güvence olarak belirlenen depozito bedeli, kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, vadeli bir tasarruf hesabına yatırır. Banka iki tarafın rızasıyla bu parayı geri verebilir. Kiraya veren, kontratın sona ermesini izleyen üç ayda kiracıya karşı bir dava açtığını, icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmediği takdirde banka, kiracının isteği üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. Aksi durumda kiraya verenin zararı, depozitodan düşer.
* Kiracı evi kiraladığı zamanki şeklinde teslim etmek zorunda olsa da kullanımdan dolayı oluşan eskime ve yıpranmalardan sorumlu tutulamaz.
* Ayrıca kiralanan mülkte özenli bir şekilde ve komşularına saygılı da kira sözleşmesinin fesh edilmesine gerek kalmadan sürecin sonlanmasını sağlar.
* Kentsel dönüşüm sebebiyle evden tahliye durumlarında, kiracı devletten iki aylık kira yardımı alma hakkına sahiptir.
KİRACI YÜKÜMLÜLÜKLERİ
* Yasalar kapsamında kiracıların yükümlülükleri arasında yer alan en kesin ve temel kriter, kira bedelini düzenli olarak ödenmesidir.
* Kira kontratı üzerinde kira ödeme tarihi belirtilmemiş veya söz konusu mülkün bulunduğu bölgeye özel bir uygulama söz konusu değilse kira ödeme tarihi her ayın sonu olarak belirlenir.
* Kiracı kira tutarını ya da ödemesinden sorumlu olduğu diğer tüm kalemleri ödememesi halinde ev sahibi ya da kiraya veren taraf kimse, kira sözleşmesini fesh etme hakkına sahiptir.
* Kira sözleşmesini kısmen veya tamamen değiştirmek, kiraya verenin yazılı izniyle mümkündür.
EV SAHİBİNİN HAKLARI
* Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, kontratta amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve kontrat süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, kiracı aleyhine değiştirilemez.
* Ev sahibi kiracıya ilişkin herhangi bir olumsuz durumun söz konusu olması halinde, ihtarname çekebilir.
* Kiraya veren, bazı haklı nedenlerin olması halinde kiracısına tahliye davası açabilir: Kiranın ödenmemesi, ev sahibi veya birinci dereceden yakınlarının o mülke ihtiyacı olması, kiracının eve taşındıktan sonra tahliye taahhüdünü imzalamış olması, evde zorunlu olarak bir tadilat yapılması veya kiraya konu olan evin başka birine satılmış olması ve yeni ev sahibinin bu eve ihtiyacı olması.... (Evin yeni sahibi, kontrat bitmeden kiracıyı çıkartamaz, dava açmak için ise 6 ay beklemesi gerekir.)
* Kiraya veren, kiracıya site veya apartman aidatını ödememesi, komşuluk ilişkilerine önem vermemesi ve kontratta yazan herhangi bir maddeye riayet etmemesi gibi durumlarda ihtar çekebilir.
* Kiraya veren, içeride kiracı olsa da kiralanan mülkte yenilik ve değişiklikler yapabilir. Bu süre içerisinde kiraya veren, kiracının menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür.
* Ev sahibi, kira bedeline dair kira tespit davası açabilir. Buna konu olan evin değerinde bir artış olması gereklidir. 
3.Konut satın aldıktan sonra yapmamız gereken yasal işlemler
Konut satın alma, belediye ve tapu aşamaları gibi yasal işlemleri de beraberinde getirir. Bu aşamalarda nelere dikkat etmeniz gerektiğiniz biliyor musunuz?
Satın alacağınız evi sonunda bulduysanız ve ödeme planında da karara vardıysanız şimdi sırada yasal prosedürleri gerçekleştirmek var. Ev sahibi olma teşebbüsünüzle birlikte yasal süreçleri de başlatmış olursunuz. Yasal işlemler, sıkıcı ve uğraştırıcı gibi görünse de, sorun çıkmadığı durumlarda bir veya iki gün içerisinde tamamlayabileceğiniz bir süreçtir. Alım sürecinde ve sonrasında çeşitli cezalarla karşılaşmamak için gerekli mevzuatları harfiyen yerine yetirmeniz gerekiyor. Bakalım belediye ve tapuda neler yapmalısınız?
Belediyede
Konutun bağlı bulunduğu belediyeden rayiç bedelin belirlenmesidir. Rayiç bedel, belediyenin belirlediği mahallenin metrekare bazında en alt limitten yüksek olması şartı ile evin satın alma bedelini, belediyeye bildirdiğiniz ve belediyenin de resmileştirdiği bedeldir.
NOT: Bedeli, doğru beyan etmeniz önemlidir. Yoksa ceza ödemek zorunda kalırsınız. Bu yüzden bu işlemleri sıkı takip etmelisiniz. Sizin adınıza emlakçı veya ev sahibinin bu bedeli düşük belirlemesine izin vermemelisiniz. Eğer rayiç bedelini düşük beyan ettiyseniz, pişmanlık dilekçesi ile aradaki tapu harcı farkını ödeyerek yükseltebilirsiniz.
Tapu müdürlüğünde
* Rayiç bedelinizi belirledikten sonra alıcı ve satıcı ayrı olarak yüzde 2 tapu harcını tapunun anlaşmalı olduğu bankaya tapu döner sermaye bedeli ile birlikte yatırmalıdır. Harçlar yatırıldıktan sonra gerekli evraklar ile tapuya başvuruda bulunabilirsiniz. Gerekli evraklar kısaca; kimlik aslı ve fotokopisi, satıcıdan bir, alıcıdan iki vesikalık fotoğraf, tapu aslı ve fotokopisi, rayiç bedel alınırken belediyeden alınacak olan evin borcu yoktur yazısı, kredi kullanılacaksa bankanın ipotek evrakları...
* Tapuya evrakların teslim ettikten sonra, aynı gün içerisinde satış işlemini yapabilirsiniz. Randevu sistemi varsa bu işlem iki güne sarkabilir.
* Evin yasal olarak birden fazla sahibi varsa, tapuda bizzat bulunmaları ya da vekalet vermeleri gerekir. Diğer türlü satıcı sadece kendi üzerine düşen payını satabilir.
* Alınacak evin üzerinde ipotek varsa, alıcının ipoteği kabul etmesi şartı ile ipotekli olarak konut satışı yapılabilir. Ancak, ipotekli bir konutu alan kişi, ipoteğe sebep olan borcu da kabul etmiş olur. Tapu dairesi, gayrimenkulün üzerinde ipotek olduğu konusunda alıcıyı yazılı ve sözlü olarak uyarır.
Miras kalan gayrimenkuller
Miras yolu ile edinilen gayrimenkuller için, miras bırakanın öldüğü tarihten itibaren, dört ay içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmelidir. Tahakkuk eden vergilerin ise üç yılda altı eşit taksitte ödenmesi gereklidir.
Vergiler haricinde miras kalan gayrimenkulün, mirasçının adına tapuda tescil edilip, mirasçının kendi adına tapu alabilmesi için, binde 9 oranında harç ödemesi gerekir. Veraset ve intikal vergisinin tamamının ödenmesi gerekmese, bu ödemenin yapılmış olması, o gayrimenkulün mirasçı tarafından satıldığı aşamada önemli oluyor.
Devam eden projeler
* İnşaat proje aşamasındayken veya kaba inşaat halindeyken satın alınan gayrimenkullerde evin bedeli kısmen ya da tamamen ödenmiş olmasa da, inşaat bitmeden tapu verilmiyor. Dolayısıyla alıcı, evi teslim almadan herhangi bir işlem yapmıyor. İşlem için tapusunu almayı bekleyecek ve bu süreçte emlak vergisi de ödemesine gerek yok.
* Kat irtifaklı arsa tapusu aldıysa da arsa tapusunu aldığı yılın sonuna kadar ilgili belediyeye, emlak vergisi bildirimi yapmalıdır.
Kooperatifler
Kooperatiften ev alacaklar, inşaatı sürecinde emlak vergisi ödemiyorlar.
Çünkü kooperatif arsasının emlak vergisini, kooperatif tüzel kişiliği öder. Evler tamamlanıp tapu alındığında, yeni gayrimenkul edinenlerle ilgili işlemleri yapmak gerekiyor. 
4. Yeşil sadece bir renk değildir
Yeşil mimari, yeşil binalar veya sürdürülebilir yapılar...
Son yıllarda daha da sık karşımıza çıkmaya başlayan bu ve benzer tanımları pek önemsemediyseniz, size bir haberimiz var: Geniş kapsamlı bir anlayışı temsil eden bu sözcüklerle önümüzdeki yıllarda daha çok karşılaşacaksınız. Binaların tüm aşamalarda; hem içinde yaşayanlara hem yakın çevresine hem de doğaya daha az zarar verecek bir anlayışla tasarlanması anlayışını kısaca; yeşil mimari olarak tanımlayabiliriz.
Küresel ısınma, mevsimlerdeki hissedilebilir değişiklik, çevresel felaketler, azalan temiz su kaynakları; dünya genelinde güçlü bir çevre koruma bilinci oluşturdu. Sürdürülebilir mimarlık veya yeşil binalar da şüphesiz ki son 30 yılda gelişen bu ekolojik bilinçin bir uzantısı. Doğayla ve çevresiyle barışık, kendi içinde sürdürülebilir sistemlere sahip binalar, gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir yaşam alanı bırakmamız için yapılabilecek birçok şeyden biri.
Bu anlayışın tek amacı veya sonucu ekolojik değil. Dünya'da üretilen tüm enerjinin %40'ını binalar ve yapılar tüketiyor. Önümüzdeki 20 yılda dünya gelişimini ve politikaları en çok etki altında bırakması beklenen iki faktörün enerji ve temiz su ihtiyacı olacağını varsayarsak binalarda sağlanacak ciddi bir dönüşümün hem küresel hem de ülkemiz ölçeğinde büyük bir olumlu etki yapacağını düşünmek yanlış olmayacaktır.
Enerji yatırımları artıyor olsa bile enerji ithalatımız da hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Konut sektöründeki gelişme, sanayide kaydedilen büyüme ve artan nüfus, ülkenin enerji açlığını da kaçınılmaz şekilde artırıyor. Sürekli daha fazlasını üretmeye çalışmakla uzun yıllar içinde üstesinden gelinmesi muhtemel bir sorun. Özellikle konutlardaki tüketimi kontrol altına almak, doğru ısı dağılım ve transferine sahip binalara sahip olmak bu noktada çok önemli. Tekrar hatırlatalım binalar dünya üzerinde üretilen tüm enerjinin %40'ını tüketiyor. Taşıma ve ulaşım araçlarında kullanılan enerjide bu oranın %25-30 seviyesinde olduğunu belirtirsek oranları daha anlamlı kılmış oluruz.
Elimizde daha yeşil ve enerji açısından daha verimli bir bina olması tek başına yeterli olmayacaktır. Enerji tüketimi yüksek inşaat makinelerinin kullanımı, proje sahasının kötü aydınlatılması, gereğinden fazla su harcanması gibi yapım sürecindeki tüketimler, binanın belki de yıllar içinde sağlayacağı tasarrufu değersiz kılacağı için önemlidir.
Uzun bir listeye sığabilecek kadar çok unsuru ve şartı yerine getirmeyi amaçlayan sürdürülebilir ve yeşil mimari akımında öne çıkan birçok unsurdan bir kısmını listelemek gerekirse:
• Verimli ısıtma ve soğutma yapabilecek iklimlendirme sistemleri
• Enerji dostu verimli aydınlatma ekipman ve sistemleri
• Su tasarruflu banyo, mutfak elemanları ve tesisat sistemi
• Güneşten doğru şekilde faydalanabilecek mimari plan
• Doğal yaşam ve çevreye asgari zarar
• Rüzgar veya güneş gibi alternatif enerji kaynaklarından faydalanma
• Sentetik olmayan ve zararsız malzeme kullanımı
• Yakın çevreden temin edilmiş hammaddeler
• Eski binaların uyumlu bir şekilde yeniden kullanılması
• Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılması
• Verimli alan kullanımı

Son olarak bu sadece inşaat sektörünün omuzlayıp taşıyabileceği bir misyon ya da yük olmaktan uzaktır. Tüketicilerin ve yatırımcıların yeşil mimari konsepti anlayarak sindirmeleri, orta vadede kendileri için de karlı bir yatırım yaptıklarını anlamaları gerekiyor. Her şeyi az tüketen, doğru yerden doğru zamanlarda güneş ışığı alan, kendi peyzajını ve düzenlemelerini kendi atık su geri kazanımı ile sulayan, ortak alan aydınlatmalarını güneş panelleri ile sağlayan bir yapı, içinde yaşayanları da yatırımcısını da şüphesiz mutlu edecektir. İnsanlar yukarıdaki liste ile ilgili daha çok soru sormaya başladıkça sektörün buna daha hızlı şekilde cevap vermesi olasıdır. 

16 Nisan 2015 Perşembe

HABER & MAKALE: Türk-İş Blokları İlkokulu

Hakkında

MEB
Kurum Kodu:853380
Kurum Adı:Türk-İş Blokları İlkokulu
Telefon:0 312 285 44 24 Belgegeçer0 312 2879805
WEB Adresi:http://turkisbloklarilkokulu.meb.k12.tr
Adres:Balgat 100 . Yıl İşci Blokları Mahallesi 1427 Cad.No24 Çankaya/ANKARA

VİZYON
Teknoloji ve kültürel değişime ayak uydurabilen , bugünü ve yarını uyum içerisinde birleştirip, yenilik ve başarı konusunda kendini geliştiren bireyler yetiştirmek.

MİSYON
Öğrenmeyi öğrenme ilkesini temel ihtiyaç kabul eden, problem çözme becerilerine sahip, iletişim engellerinden arınmış, sevgi dolu, kendi sorumluluklarının farkında ve başkalarının haklarına saygılı bireyler yetiştirmek.

BAŞARILAR
2011-2012 Eğitim Öğretim yılı 8. sınıftan mezun olan 38 Öğrencimizden 31´i Anadolulu Liselerine yerleşmiştir.

İSTATİSTİKLER
Öğretmen Sayısı:
Öğrenci Sayısı:

KURUM BİLGİLERİ
Derslik Sayısı:Atölye-İşlik Sayısı:
Fen Laboratuarı Sayısı:BT(Bilgisayar) Sınıfı Sayısı:
Isınma Şekli:Dogalgaz
Öğretim Şekli:Normal Eğitim
Ders Başlama ve Bitiş Saati:8:50-14:30 12:00-13:00 arası öğle yemeği
 Konferans Salonu
 Spor Salonu
 Yemekhane
 Misafirhane
 Kütüphane
Bina Kodu:İnternet Bağlantısı:

LOJMAN BİLGİLERİ
Lojman Sayısı:
Lojman Bilgisi:

YERLEŞİM YERİ BİLGİLERİ
İl ve İlçe Merkezine Uzaklık:Kızılaya 5 Km uzaklıkta
Ulaşım:Okul önünden Ulus,Sıhhiye,Kızılay,Keçiören,Ayrancı yönlerine otobüs ve dolmuş mevcuttur.
Yerleşim Yeri Bilgisi:750-1500 TL arlığında kiralık evler bulunabilir

27 Ağustos 2014 Çarşamba

ODTÜ, 100.YIL VE KENTSEL DÖNÜŞÜM; "konuya daha yaklaşmak lazım" 26 November 2013 • Burçay Erçetin • 2 yorum

i (3)

konuya daha yaklaşmak lazım

Geçenlerde “War Photographer” filmini yeniden izledim , uzun zaman olmuş ilk izlediğimden beri. Bu film en baba fotoğrafçılardan James Nachtwey in fotoğraflarını nasıl kalp gözüyle çekebildiğinden bahsediyor kısaca. Nasıl etkilendiğimi (bi daha bi daha) anlatamam, o kadar ki bugüne kadar çektiğim tüm karelerden nefret etmiş bile olabilirim. Kafamda attım çöpe, gittiler..
( Kendime not: hayatın rutinine kapılıp böyle ideal yaşamlara özenme duygusu da unutulabiliyor, (kısaca bir sürü boş iş anlamlı görünebiliyor gözümüze) bu tür ilham verici filmler olmalı işte bu yüzden. Şu lanet alışkanlıklara dönmek, yıllar sonra bisiklete binmek gibi maşallah, o kadar kendiliğinden ki…Bununla ilgili de bi post yapayım, unutmayayım.)
Neyse konuma gireyim artık. Şu ODTÜ arazisinden geçen devasa yol konusu uzun zamandır tüm hayatımıza kastetmiş durumda ya, gerek sürekli  toz solumak olsun, gerek sürekli olarak iş makinesi gürültüsü çekmek olsun, gerek ulaşımın zorlaşması, gerek iş makinelerinin pervasızca tüm yolları kaplıyor oluşu, gerek tüm polis ekiplerinin işi gücü bırakıp orada aylardır pinekliyor oluşu, gerek okula gitmek isteyen minik ilkokul çocuklarının çamurun ve şuursuz düzensiz akan trafiğin arasından elele tutuşup okula gitmeye çalışması, gerek gerek gerek…Üstüne üstlük bu inşaat sırasında bu kargaşada ölen minicik bir çocuk var…O kadar bunaltıcı ki…Ve bu apar topar inşaat kanunsuzca (ODTÜ nün açtığı dava var bildiğim kadarıyla) ve pervasızca devam ediyor. Yok bir de demokrasi var bu ülkede, adalet var demeyelim, ülkenin kaynakları nasıl bir bir heba ediliyor canlı izlemek istiyorsanız önce mahallenize bakın. Apar topar yapılan yolun üzerinden 1 ay  geçmeden göçtüğüne, bununla beraber su borularının patlayıp tüm mahallenin susuz kaldığına da şahit olduk bu kısa zaman içinde.
Sonrasında, Ankara nın 100.yıl mahallesindeki İşçi bloklarının kentsel dönüşüm projesine dahil olduğu konusunu duyduğumdan beridir, içim içimi yiyor. Hayır biliyorum bitki örtümüz TOKİ, ama yine de bu kadar yakınımıza ruhsuzluğun gelip çörekleneceği duygusu insanı öyle rahatsız ediyor ki. Bu ODTÜ den herşeye kastederek apar topar yol geçirme konusu ile ilgili güzel bi yazı var, söylenebilecek herşeyi söylemiş, şurada . Neden, neden diye kafanızı kemiren cevaplandıramadığınız sorular varsa, cevapları gayet net, okuyun anacım. İşte bu yol inşaatı mevzusunun kimlere fayda sağladığını görün.
Ben de dedim bu sefer günlüğü sempatik fotoğraflarla süslemek yerine biraz daha yaşadığım yeri ve zamanı yansıtan, dolayısıyla daha gri ve sevimsiz fotoğraflar koyayım, zamana notlar düşeyim, en azından çektiğim fotoğrafların bir işe yaramasını sağlayayım.
Diyorum ya 100. yıl İşçi Blokları mahallesi kentsel dönüşüm projesine dahilmiş, çok üzüldüm. Bu mahalle ODTÜ öğrencilerinin bir nevi özel yurdu olduğundan son derece sempatik ve rahat bir mahalledir, bir karakteri ve kendi içinde bir huzuru vardır. Tamam eskidir, içi dışı dökülüyor olabilir ama pekala da tamir edilebilir, yenilenebilir. Mimari bilgim hiç yok ama tüm dünyada bu şekilde eski kalmış ama korunmuş mahalleler yok mudur, biraz eskidi diye yıkılıp yenisi mi yapılır, bilemedim…
Bizim mahalle böyle birşey (işe gitmeden hızlıca çektim, biraz dolaşsam daha neler neler yakalarım :) )
Yol inşaatını size nerden başlasam göstermeye acaba, farklı açılardan dizi dizi diziyorum şimdi fotoları.
Bu aşağıdaki ODTÜ 100.yıl girişi, eskiden büyükçe bir kırlık alanın, önünde Drunk ın olduğu, önünden eski yolun geçtiği alan, şimdilerde:
Dedim ki acaba aynı noktanın geçmişte çektiğim bir fotoğrafı var mı, kurcaladım eski fotoları, buldum :) kar yağmış, ben de makineyi almış fırlamışım dışarı 2 yıl öncenin:
foto037x
Neyse yol inşaatına döneyim, söz veriyorum melih gökçek grisine (dolayısıyla Ankara grisi tabir ettiğimz renk çeşidi) doyacaksınız önümüzdeki fotoğraflarla. Bu aşağıda görünen yer bayramda apar topar yapılan ODTÜ arazisinden ağaçların talan edilerek açılması ile oluşturulmuş, Eskişehir yolu bağlantılı bölüm:
bunlar da ODTÜ önü yolun farklı yönlerde halleri:
bu koyu griye boyalı yerleri var ya duvarın, onlar yazılmış sloganları örtmek için belediyece tekrar boyanmış yerler. Şöyle bir slogan da gördüm duvarda (henüz farkedilip de boyanmamış): “gri boya bitene kadar yazacağız” diyen :)
Şimdi bu yolla tam sınır durumda bir de park var mahallede, Çankaya belediyesi yol inşaatından bir süre önce tamamlayıp hizmete açmıştı. Ama o kadar dipdibe ki bu iki oluşum akıllara zarar, göreceksiniz şimdi fotoğraflardan.
Bu köprülü yolun gri duvarının üstü çok eğlenceli, böyle aşağıdaki gibi kareleri yakalamak mümkün kısa zamanda. Eğlencenin bir diğer tarafı da yaya (hafta içi bi dolu öğrenci) ve arabanın iç içe yolalıyor olması, ne kaldırım ne bişey çamurda yağmurda yanyana yürünebiliyor.
Eğlenceye doymadım heyecan ve adrenalin de arıyorum diyorsanız tavsiye ediyorum yolun park tarafına (dark side of the park demek geldi içimden, elimde değil geyik tarafım susmak bilmiyor) geçin, yolun dibindeki yürüyüş yolundan yürüyün biraz. O kadar dibinde ki yolun, Allah muhafaza o korunaksız (bariyersiz) yolda ciddi bi kaza olsa da bi tane araba yoldan çıksa, tepenize düşmesi işten değil…
Neyse, optimistik olun getirmeyin aklınıza böyle şeyler, bakın bu yeni park güzel, Berfo Ana parkı (merak ederseniz kimdir diye buyrun) koymuşlar adını da, benim hoşuma gitti. Bir de heykelini dikmişler onu da gayet beğendim:
Berfo ana nın arkasındaki çerçeveler çok fotojenik, tabi kaçırmadım.
Bir de sabah çekilen trafik işkencesine ait bir fotoğraf da koyayım, eğer beddua ettiyseniz içinizden, benden koca bir Amin gelsin size, ben hakkımı helal etmiyorum kendisine çünkü…
ODTÜ girişinden biraz yürüyelim, bu mahallede biraz daha dolaşalım derseniz karşınıza çıkan görüntüler de şöyle (modeller tabiki benim familya, fotoğraflarını çektim diye izin isteme derdi yok kendilerinden ) :
seviyorum bu boşlukları (yüksek gerilim hattının faydaları olabilir tabi), park da olmasın, böyle boş boş kalsın mümkünse araziler :
bi de bu var, ironik biraz :)
Neyse kendinizi yeterince deli hissediyorsanız buyrun bu kapıdan :)
Sanki söyleyeceğimi söyledim buraya kadar, bu yoldan hiç mutlu değilim özünde. Denilecek bir şey var onu da çocuklar dediler çoktan “Gökçek yolun yol değil”…
En sona bir fotoğraf sakladım, mahallenin karakolu vardı bilen bilir, 10 Nisan karakolu, o karakol taşındı Balgat’a, bir süre boş kaldı karakol binası, şimdilerde yıkıldı. Bir kapısını bırakmışlar yıkmamışlar, sağolsunlar. Üstündeki mesaj benim bu çocuğu yetiştirmeye çalışırken vermeye çalıştığım mesaj ya güzel oldu, büyüyünce katıla katıla güler artık bana :)
not: sanırım denemişler ama gri boya kapatamamış yazıyı, ilahi takdir :)
not2: ne düşündüğünüzü paylaşırsanız yorumlarda çok sevinirim, bi göreyim tek miyim çok muyum :)

3 Temmuz 2013 Çarşamba

KIZILAY-GÜVENPARK DOLMUŞ DURAKLARIMIZ İŞGAL ALTINDA, MİLLET PERİŞAN

ODTÜ-100.YIL AZAPHANE DURAKLARI
Mustafa Nevruz SINACI
            Eğer 29 Haziran 2013 Cumartesi günü saat: 10.00 – 11.30 arası; Görünürde dört şeritli Ankara, Balgat Ziyabey Caddesi inadına tıkalı, kenar şeritleri “devlet, hükümet, vilâyet, polis, belediye, kaymakamlık ve mahalle muhtarlarına meydan okuma, açık eşkıyalık ve yol kesme” anlamında işgal edilmiş olmasaydı, belki de bu makale yazılmayacaktı…
            Cehennem sıcağında tıklım, tıklım bir minibüs düşünün. Şehrin ana artelinde, merkezi veya büyük çarşı geçişlerinde değil, sıradan bir mahallesinde cadde tıkalı. Trafik normal, akış rutin, tek sorun: Her iki taraf kaldırım bitişiklerindeki şerit işgali! Bütün dünyada geçerli hak, hukuk kavramları, evrensel trafik kurallarına göre kaldırımlar halka, cadde ve sokak içleri ise araç geçişlerine aittir. Peki, Ankara ve Türkiye Cumhuriyet devletinde neden değil?..        
            Türkiye Cumhuriyetinde aşiretten devlete geçiş süreci henüz tamamlanmadı mı?
Yoksa tamamlandı da, şimdi tekrar aşiret, derebeylik ve faşistlik mi hortladı?..
Pazaryerine geldiğimizde, tıkanan ve geçit vermeyen yoldan mütevellit, belki devlet belki de (işe yaramadığını sonradan öğrendiğimiz) dernek adına utanan Şoför; “Arkadaşlar, Milli Kütüphane’ye kadar inen yoksa şuradan dönelim, ya da burada çakılıp kalacağız” dedi.
Birkaç yolcu itiraz edince, başkası sordu: Nerede inecektiniz?, Cevap: İlerde Lisede.
Yolculardan biri öfkelendi ve; “Kardeşim Liseye en fazla otuz metre var. Allah aşkına inin şurada, otuz metre yürüyün. Bizde şu cehennemi sıcakta, “ana caddeye araç park edecek kadar şerefsiz, adi insanlık düşmanları yüzünden” yollarda sürünmekten kurtulalım.”
İlerde Lisede inecek var diyenlerden ses yok. İstiflerini bozmadan oturuyorlar.
Dolmuş yerinde sabit. Fakat son konuşan vatandaş, onurlu ve sorumlu bir tartışmayı tetikledi. Önce polisin neden? niçin? park yasağını ihlâl ve ana caddeyi gasp suçu işleyenleri men ve takip etmediği, cezalandırmadığı; İnsan Hakları, Adalet, Hak-Hukuk ve Demokrasinin mutlak gereği olduğu halde, trafikte düzeni sağlamaktan aciz kalındığı, zorunlu, yasal görevin niçin yapılmadığı, halkın çektiği eziyet, ıstırap ve zulme seyirci kalmasının nedeni sorgulandı.
Bu arada dolmuş Balgat Polis Karakolunu geçmiş ve Lisenin yanına gelmişti.
İkisi bay biri bayan 3 kişi indi. Uzun süredir güneşte beklediği anlaşılan bir kişi bindi.
Bu arada ODTÜ öğrencisi bir genç konuşmaya başladı:
“Biz, ODTÜ öğrencileri olarak bu yolu kullanmayız. Eskişehir yolu üzerinden okula gidip geliriz. Fakat ben Çetin Emeçte oturduğum için bu güzergâhın müdavimiyim. Ancak, arkadaşın ifade ettiği sorunlardan çok daha büyük, derin, acil ve müzmin sorunlarımız da var. Örneğin bu Cadde sadece şimdilerde değil, tam iki buçuk yıldır böyle. Ankara Valiliği büyük Şehir Belediyesi ve Emniyet Müdürlüğü dâhil, binlerce şikâyet dilekçesi verildiği halde kimse Ziyabey Caddesi ile ilgilenmedi. Hukuki duyarlık ve insani sorumluluk sağlanamadı, bu arada leş kargaları, lokantacılar mafyası, saldırgan ayakçı ve kabadayılar caddeyi işgal ve istilâ etti.
Anlaşılan o ki, ya hükümet bunlara güç yetiremiyor yada iktidar kötülerden yana..
AZAPHANE DURAĞI:
Dolmuş kağnı hızıyla ilerliyor, genç öğrenci ise, dikkat kesilen yolculara hitabını şöyle sürdürüyordu: “Siz Azaphane deresi neresidir bilir misiniz?” (Evet, evet seslerinden bilenlerin olduğu anlaşıldı) Genç devamla: Şimdi iyi kötü dolmuşa bindik. Artık alıştığımız gibi sorunlu bir yolculuktan sonra Kızılay’a varacağız. Ama nerede inebileceğimiz belli mi, şansımız varsa aşağıda veya yukarıda bir yerlerde!.. Ya akşam veya gün içinde eve dönerken ne olacak?..”
ODTÜ ve 100.Yıl durakları 35 gündür “Polis İşgali” altında!..
“Dönerken bu kadar şanslı olmayacağız. Çünkü: ODTÜ, 100.Yıl, Balgat, Çiğdem ve Çukurambar dolmuş kalkış durakları bir aydır kapalı. Aslında kapalı değil, Polis gasp-ı, işgal ve kriz yönetimi denilen bir heyetin keyfi kullanımı altında. Bu duraktan ekmeğini kazanan yüzlerce şoför esnafının bitmez-tükenmez çilesi, gereksiz masraf, zarar-ziyan, kayıp ve israfı; Ekmeğini kazanmak uğruna yararlanan yüz binlerce Balgat, Çukurambar, 100. Yıl, Çiğdem sakini, yolcusu ve biz ODTÜ öğrencilerinin günahı ne?....” Sözün burasında Kızılay’a geldik..
*** ANAYURT (Ulusal) GAZETESİ, 
01 Temmuz 2013 Pazartesi ve 02 Temmuz 2013 Salı